İstanbul'un Farklı Desenleri
Küntay Tarık Evren’in “İstanbulun Farklı Desenleri” adlı yapıtı, İstanbul’u alışılmış şehir manzaralarının ötesine taşıyan çağdaş bir yorumdur. Sanatçı, kendi geliştirdiği “doodlism” çizgi dilini farklı teknolojilerle birleştirerek dijitalleşen bir üretim süreci ortaya koymuştur. Böylece eser, yalnızca bir el çiziminin ürünü olmaktan çıkıp, çizgi ve dijital tekniğin birlikte var olduğu özgün bir anlatı haline gelmiştir.
Çalışma dört parçaya ayrılmıştır; her parça kentin bir kesitini temsil ederken, bütün olarak bakıldığında İstanbul’un hem gerçek hem de düşsel yüzünü görünür kılar. Çizgilerin ritmik yoğunluğu, boşlukların dinginliği ve yansımalardan doğan ikinci şehir algısı, izleyiciyi zaman ve mekândan bağımsız bir yolculuğa davet eder. Bu eserde ne belirli bir zaman ne de mekân vardır; sanatçı hayalindeki İstanbul’u resmetmiştir. Geleneksel çizim disiplininden doğup dijitalleşen bu yaklaşım, İstanbul’u hem kişisel hem de evrensel bir bakışla yeniden kurar.
Ahşap çerçeve ve müze camı eserin niteliğini artıran tamamlayıcı unsurlardır. Ancak çalışmanın asıl gücü, çizgi estetiği ile teknolojinin birleşiminde ve bu birliktelikten doğan çağdaş anlatım dilindedir.
Sanatçı Hakkında
Küntay Tarık Evren, grafik sanatçısı ve sanat yönetmenidir. İtalya’da grafik tasarım ve görsel sanatlar eğitimi almış, “doodlism” adını verdiği özgün çizim diliyle tanınmıştır. Eserleri birçok uluslararası sergide yer almış, bazı eserleri Türk sanat borsasında işlem görmeye başlamıştır.
Reklam ve tasarım alanında kazandığı pek çok ödülün yanı sıra, global ve yerel ölçekte çok sayıda marka ile iş birliği gerçekleştirmiştir. Madame Tussauds, Paraşüt, Istanblue, Edding, House of B, Enerjisa, Canon, Papara, Upcycle Istanbul, Ray-Ban, U4 Marine, Bbraun, Masterpiece, Rixos, Turkcell, Trendyol, YapıKredi, Ekol, Omm Müzesi, Fişekhane, Vodafone, Apple, Boyner, Adidas, ITU, Apple Pozitif Teknoloji, Evyap, Baby on Fest, Koruncuk, Koç High School, MSD Turkey, Mall Of Istanbul, Boyner, Akmerkez, Coca Cola, Garanti BBVA gibi markalarla projeler gerçekleştirmiştir.
“İstanbulun Farklı Desenleri”, hem bireysel bir sanat dilinin hem de çağdaş tekniklerin birleşiminden doğan, sanatçının önemli eserlerinden biridir.

Kompozisyon ve Kurgu
Eser dört parçaya ayrılmış bir bütün olarak kurgulanır. Her parça, İstanbul’un farklı bir bölümünü taşırken, bir araya geldiklerinde tek bir panorama hissi üretir. Suya düşen yansıma ikinci bir şehir yaratır; böylece kompozisyon, üst–alt, gerçek–yansıma, görünür–gizli ikilikleri üzerinden nefes alır. Köprü, kubbeler ve minareler; organik bitki dokuları ve akışkan çizgilerle aynı ritme bağlanır.
Çizgi, Doku ve Ritim
Doodlism’e özgü yoğun çizgi örgüsü, makrodan bakıldığında şehir silueti; yaklaştıkça mikro desen evreni olarak görünür. Çizgiler yalnızca kontur değildir; titreşim, hareket ve nabız taşırlar. Siyah-beyaz karşıtlığı, ritmi netleştirir; boşlukların dengeli bırakılması, nefes alan “sessiz bölgeler” üretir.
Zaman ve Mekân
Bu İstanbul, belirli bir tarih ya da koordinata bağlı değildir. Zaman dışı ve mekân üstü bir şehir önerisiyle karşılaşırız: tanıdık simgelerle hayali formlar aynı yüzeyde buluşur. İzleyici, “hangi dönemin İstanbul’u?” sorusundan çok “benim gözümdeki İstanbul neye benziyor?” sorusuna yönelir.
Anlam Katmanları
-
Çokluk ve Birlik: Parçalara bölünmüş yüzey, kentin çoklu kimliğini; birleştiğinde ise ortak hafızayı ima eder.
-
Yansıma: Su yüzeyi, anıyı ve hafızayı temsil eder; kent kendine bakar, kendi suretinden yeni bir anlam üretir.
-
Bakış Açısı: Parçaların açıya göre değişen desenleri, “nereden baktığımızın” gördüğümüz şeyi nasıl dönüştürdüğünü hatırlatır.
Teknik Dil
Eser, el çiziminden doğan çizgi düşüncesini dijitalleşen bir üretim süreci ve farklı teknolojilerle birleştirir. Bu hibrit yaklaşım, çizginin spontane enerjisini korurken çağdaş bir yüzey disiplini sağlar. Ahşap çerçeve ve müze camı, sunum kalitesini yükseltir; kavramsal odağı belirleyen unsur yine çizgi–teknoloji birlikteliğidir.
İzleyici Deneyimi
Eser uzaktan “şehir”, yakından “desen” olarak açılır. Göz, siluet ile mikro ayrıntı arasında gidip geldikçe, izleme eylemi bir keşfe dönüşür. Seyir ritmi, çizgi ritmiyle eşleşir; izleyici her yaklaşımda yeni bir hikâye bulur.
